Bir Fikirden
Sokağa.
Hiçbir iyi ayakkabı masada doğmaz. Sürüm 01, iki yıl boyunca çizildi, bozuldu, yeniden çizildi ve İstanbul'un kaldırımlarında 1.900 kilometre yürütüldü. İşte o yolun hikâyesi.
Bir ayakkabı iki şeyi aynı anda yapabilmeli: seni taşımalı ve seni anlatmalı. Konforu olmayan güzellik vitrinde kalır; karakteri olmayan konfor kalabalıkta kaybolur. Sürüm 01'i bu ikisinin kesişimine koyduk.
İki Yıl,
Beş Durak.
Eskiz defteri
Her şey tek bir soruyla başladı: "Taban şeffaf olsa, içinden ne görünmeli?" Cevabı bulmak 214 eskiz sürdü. Çoğu çöpe gitti; kalanlar bugünkü silüetin DNA'sı oldu. Kafes formu daha ilk haftadan çizimlerdeydi — o hiç değişmedi.
İlk kalıp
Kağıttan kalıba geçiş acımasızdır. Çizimde zarif duran hatlar, üç boyutta hantallaşabiliyor. İlk taban kalıbı iki kez döküldü, iki kez inceltildi. Hava ünitesinin yerini 3 mm geriye almak, tüm dengeyi değiştirdi.
Prototip 01–07
Yedi prototip, yedi ders. P-02 çok sertti, P-04'ün yakası bileği yiyordu, P-05 harikaydı ama 60 gram fazlaydı. P-07, hepsinin doğrusunu tek gövdede topladı ve "Sürüm 01" adını aldı.
Sokak testi
Laboratuvar başlangıçtır, kaldırım hakemdir. 12 test yürüyüşçüsü — kurye, öğrenci, satış danışmanı, DJ — çiftleri üç ay boyunca giydi. Toplam 1.900 kilometre. Geri bildirimlerle bağcık dokusunu ve iç taban kavisini son kez elden geçirdik.
Sürüm 01
İki yılın özeti ayağında: 398 gram, 31 parça, tek karakter. Bu sayfayı okuduğun sırada bir sonraki renk üzerinde çalışıyoruz — ama önce sıra sende.
"En zor kısım eklemek değil, çıkarmaktı. Silüette kalan her çizgi, yüz çizginin sınavını geçti."— Ürün geliştirme ekibi, prototip günlüğünden
Stüdyo.
Sürüm 01'in dijital yüzü linedesıgnmedya imzası taşır. Küçük bir ekip, büyük bir takıntı: ekranda gördüğün her kare, elindeki ürünün hakkını vermeli.
- 3B SahneGerçek zamanlı, tarayıcıda işlenir
- ModelÜrün taramasından optimize edildi
- TipografiSyne + Space Grotesk
- PaletSiyah, beyaz ve tek kırmızı
Neden tek renk vurgu?
Vitrin ne kadar sessizse ürün o kadar konuşur. Bu sitede kırmızı, yalnızca dikkatinin gitmesi gereken yerde belirir: tabanın şeffaf parıltısında, bir rakamda, bir butonda. Gerisi karanlıkta bekler — tıpkı sahne ışığı gibi.